14 Nisan 2014

Erin Mcguire


Dream Fort

Darkbeast Rebellion

Penelope

Only a Princess could make such beautiful dresses

 Time of the Fireflies wraparound

11 Şubat 2014

En İyi Teklif / Giuseppe Tornatore

10 üzerinden 7...
Henüz Hatasız Düşünme Sanatı adlı kitabı yeni bitirmiştim ki; Giuseppe Tornatore'nin en iyi teklifini seyrettim.
Film ve kitapta iyiydi. Filmi izlemediyseniz izlemenizi tavsiye ederim. :)

Bir psikolojik tutukluk yaşıyorsanız, size yaklaşmak zordur. Ancak sizi fethetmek kolaydır. Nasıl mı?
Sempati duygusu her zaman çok yakışıklı erkeklere veya güzel kadınlara karşı hissedilen bir duygu değildir.
İnsanlar aynı acıları yaşayan insanlara da sempati duyarlar, onları anlamak için çabalarlar… Kısacası o insan için ne yapabileceğini bulmaya çalışırlar.
Hatasız Düşünme Sanatı adlı kitapta da bu (tüm) insanların bir zaafı olarak ele alınıyor.
Marketlere gittiğinizde size ürün tattıran birçok firmanın asıl amacı, kendinizi ona karşı sorumlu hissetmenizi sağlamaktır. Tattığınız bir lezzeti almak zorunda hissedersiniz. Aynı zamanda sizi sempatik bulan bir firma imajına karşı fark etmeden sizde sempati duymaya başlarsınız.
“Siz bizim için değerlisiniz” diyen bir etiket, beynimizde “Sende benim için değerlisin” diyen pasif bir tepki oluşturur.

Kitapta sempati duymanın bağımlı kılabileceğini okuduktan sonra böyle bir film seyretmek ayrıca cazip geldi. Adamın sempati ve git gide artan aşk duygusuyla, kişiliğinde nasıl bir değişimin içine girdiğini görebiliyorsunuz.


Claire gerçekten adamı her an yakalayacağı noktayı çok iyi kestirebilen bir kadına dönüşüyor. Kelimeleri adamı şaşkınlığa sürüklerken bile, Claire bir anlık hamleleriyle adamın mantıklı düşünmesine tekrardan engel oluyor. Aslında Claire’nin kurmaca yaşamında, adamın özelliklerinin üzerinden giderek ilerlemesi ufak bir sempatik duygu oluşturuyor.
Virgil'in, Claire'yi gerçekten sevdiğine inandığınız doruk noktasında ise bir anda tüm hikaye çözülüyor… Keyifli geçen bir keşif ve sonunda tüm keşfedilenlerin bir kurmaca olduğu gerçeği…


Geçelim mevzunun eğlenceli kısmına.

Film bittiğinde… Virgil her şeyini kaybettiğinde, hala Claire’yi aramaya devam eder. Film Claire'nin tek huzur bulduğu mekanda, Virgil'in onu beklediği mekanda biter. Her şeyini kaybetmiş bir adamın duygularını kaybetmemesi... Bence en iyi teklif bu...

Filmin bittiği Gece ve Gündüz lokantası harikadır. Tasarımından öte, orası Claire için özel bir mekandır. Karakterlerin bir anda iç içe girdiği film, bitişinde ise tüm karmaşasını çözüp, size farklı bir fikir karmaşasında bırakıyor...

Aşk, hayatı; cinayet, ölümü sıradanlıktan kurtarır.
         Ahmet Ümit / Beyoğlu'nun En Güzel Abisi

En İyi Teklif Filmini Merak Edenler İçin IMDB  tık tık...
Hatasız Düşünme Sanatını Merak Edenler İçin NTV Kitap tık tık...
Keyifli Seyirler ve Okumalar

4 Şubat 2014

Kapı

Hz. Rabia bir gece namaz kılmak için seccadesini serer…
Namazını bitirdikten sonra şöyle bir duada bulunur: Ya Rabbi şu vakitte birçok kimse uyudu, birçoğu sevdiğine gitti, ben de sana geldim, çünkü benim sevdiğim sensin. Sonra zikre başladı ve seccade üzerinde zikir çekerken uyuyakaldı.
Bir hırsız girdi evine biraz sonra, bakındı sağına soluna, oldukça az ve eski eşyaların olduğu fakir birinin eviymiş bu ev diye düşündü ama birkaç parça eşya almadan çıkmak olmaz diye düşündü...
Torbasına doldurduğu birkaç parça eşya ile tam evden çıkacakken bir de baktı ki kapı yok!
Az önce girdiği kapı hiçbir yerde yoktu, her yer duvardı.
Aldıklarını bıraktı ve tekrar çevresine baktı, kapı orada duruyordu.
Tekrar doldurdu eşyaları ve baktı ki kapı yine yoktu.
Bunu tam üç kez tekrarladı; tam o esnada duvarlar dalga dalga yayılarak dedi ki: 
Ey hırsız, seven uyudu ama Sevilen (CC.) hâlâ ayakta...

3 Şubat 2014

Ne istiyorsun?

+Pardon rahatsız ediyorum ama...
-Ne istiyorsun benden?
+İyi bir tebessüm ve huzurlu bir ruh.
-Sanırım bu ikisi yok bende.
+Bir saattir seyrediyorum seni. Kuşlara bile bakmıyorsun. Önünde bir çocuk geziyor, adımlarını takip etmiyorsun. Daha demin şuradan bir kuş sürüsü havalandı. Sen ona bile bakmadın. Aklını ne meşgul ediyor bu kadar?
-İşten kovuldum.
+Sana yeni bir iş bulalım o zaman
-Seni tanımıyorum bile!!!
+Bende seni tanımıyorum. Bilim adamları dünyayı tanımak için çabalıyor, kuşlar gök yüzüyle iyi geçinmeye bakıyor, mevsimler bile güneşin yerine göre şekil alıyor, sen kalkmış birbirimizi tanımadığımızı söylüyorsun.
-Sen bir edebiyatçısın anlaşılan.
+Yo hayır... Ben geçen yıl işten kovuldum. Ondan önce edebiyatçıydım. İşten kovulunca edebiyattan da kovuldum.
-Nasıl yani? İşten kovulmanla edebiyattan kovulmaz ki insan...
+Evet, o halde sen neden herşeyini kaybetmiş gibi davranıyorsun?
-Çünkü borcum var. Hem sevgilimden de ayrıldım. İnsanlar!
+Güzeldir umarım.
-Evet.
+Sende zenginsindir.
-Çalışırken iyi para kazanıyordum. Ama şimdi hayır!
+O zaman sana yeni bir iş bulalım...
-Tamam hadi, ne işi bu?
+Kendini bulma işi. Nasıl ama? Bence fiyakalı bir meslek. Hem bilirsin işte. Kaliteli bir iş. Maaşını da sen belirliyorsun, sermayeni de... 
-Senin başka bir işin yok mu?

+Cami avlularına sadece sahipsiz bebekleri bırakmıyorlar, sahibi Allah olan bedenleri de koyuyorlar. 
Şu musalla taşına bir kaç saat evvel bir insan getirdiler. 
Şaşırdım... 
Bir bebeği, çantasında bırakılıyor avluya, bir adam tabutunda... 
İnsan ne kadar çok emek sarf ederse etsin, değişmiyor demek ki... 
Bence sende yorma ruhunu. 
Huzurlu bir ruhtan daha zengini yok. Ve gülebilen yüzden daha güzeli...
Buraya hangi kıyafetle geldiğinin bir önemi yok, önemli olan hangi niyetle geldiğin.
Sen dünyadan ne istiyorsun? 

(Ve yollarınız kesişir de bir gün eşini bulursan, sende de kendini onda bulursan... Daha ne istersin ki bu hayattan?)

3 Ocak 2014

RUCHE

E-dergi okur musunuz? 
Vakit oldukça takip ettiğim bir e-dergi var. 
Sizlerle de tanıştırmak istedim. 
Hem modelleri hem de fotoğrafları çok hoşuma gidiyor. 
En beğendiğim sayısıyla  ve bir kaç fotoğrafla dergi;














Sizce de çok güzel değil mi?
Hem seçilen mankenin yüzünün güzelliği, hem de çekimlerin doğallığı...

23 Aralık 2013

Karınca Ağacı Sarınca - Kanuni Sultan Süleyman


İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi. Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi.

O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Ağaçların dallarını karıncalar sarmıştı. Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi.

İşin içinden çıkamayacağını anlayan Kanunî, bu konuyu danışmak için hocası Ebussuud Efendi'yi aramaya koyuldu. Hocasının odasına gitti. Ama hocası odada yoktu. Hemen oracıkta bulduğu kâğıt parçasına kafasına takılan soruyu edebî bir üslupla yazdı ve hocasının rahlesi üzerine bıraktı. Birkaç saat sonra hocası odasına gelmiş ve rahlenin üzerinde el yazısı ile yazılmış kâğıdı görmüştü. Eline hat kalemini alan Ebussuud Efendi, talebesinin soruyu yazdığı kâğıdın altına bir şeyler yazdı ve kâğıdı rahleye bıraktı. 

Kanunî bir ara tekrar hocasının odasına uğradı. Hocası yine yerinde yoktu; ama rahlenin üzerine bırakmış olduğu kâğıdın üzerine kendi yazısı dışında bir şeylerin daha yazılmış olduğunu gördü. Merakla kâğıdı eline aldı ve okumaya başladı. Yazıyı okuyunca yüzünde bir tebessüm belirdi. Kâğıdın üst kısmında Kanunî'nin hocasına yazdığı sual vardı.

Kanunî şöyle diyordu hocasına
Meyve ağaçlarını sarınca karınca
Günah var mı karıncayı kırınca?

Hocası Ebussuud soruyu şöyle cevaplıyordu
Yarın Hakk'ın divanına varınca.
Süleyman'dan hakkın alır karınca.


17 Aralık 2013

Klasiğin Asaleti, Sadeliğin Güzelliği...

Klasik bir görüntünün, ufak dokunuşlarla naif, kırılgan ve bir o kadar da kendinden emin bir duruşa sahip olabileceğini merak ediyorsanız, buyurun...

Öncelikle kıyafetlerinizde kullanacağınız kumaşın desensiz, düz veya deseni varsa da ön planda olmaması gerekir. 
Desenli kumaşların eski perdelere benzememesine de dikkat etmek lazım... :) 
Kumaşınızın türüne göre kıyafetlerinizin formunu terziniz belirleyecektir.
Ancak siz -vücudunuzu en iyi tanıyan insan olarak- ön plana çıkmasını istediğiniz bölgenizi belirleyiniz.
 Fazla dekolte, naif görünüşünüzü bozacaktır.


Şık görünmek için takıp takıştıranların iticiliği...
Fazla takıya gerek yok.
Tarz-stil sahibi asil ve güzel görünen takılar takmak
Tek bir parçayla kendinizi yansıtabiliyorsanız, diğerleri fazla olabilir. 
Ölçülü ve sade...


Güzellik için illaki topuklu ayakkabıya, bronz tene, makyaja ihtiyaç yoktur.
Ekibimizden Grafiker Oğuz'un tanımıyla kendini billboarda çevirmesinler lütfen...  
Şimdi benim gibi içinizden bazı bayanlarda
"Ama topuklu ayakkabı, makyaj ve ten rengi önemli" diyebilir.
Ancak doğal güzelliği destekleyecek parçalar seçerek de kendinizi güzel hissedebilirsiniz.

Jennifer Lawrence
Kıyafet ve makyaj...
Yüzümüze en uygun makyaj malzemeleri, yüzümüze en uygun renk!
Peki bu uygunluğu neye göre belirlemek gerek.
Örneğin gözleriniz küçük ve gözlerinizi meydana çıkartmak istiyorsunuz... O halde eyeliner ve farınızı göz çevrenize göre seçiniz. Bunun için internette ufak bir araştırma yeterli olacaktır.
Mesela yukarıdaki görselde ön plana çıkan dudaklar ve bakışlar olmuş.
Dudaklar fazla renkten, gözler ise ifadeden dolayı odak konumda.
Bir kadına en çok yakışan makyajın tebessüm olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. 
Gözlerinizdeki ifade kimi zaman makyajdan daha etkileyicidir.






Kıyafetlerin illaki cicili bicili olmasına gerek yok.
Makyajınızın da...
Kendinizi, içinde rahat hissedebileceğiniz kıyafetler de sizi sade ve asil gösterecektir.














Fabulous Miroslava Duma









Renkleri Sevenler İçin


Fabulous Miroslava Duma

Fabulous Miroslava Duma

Emma Watson

Didem Soydan












Sheikha Mozah