24 Ekim 2013

Üç Öğüt

Fotoğraf Nick Talbot

Adamın birisi hile ile tuzağıma bir kuş düşürdü.
Kuş ona dedi ki:
-Ey ulu hoca! Sen şimdiye kadar birçok deve kurban ettin, birçok öküz, koyun yedin! Dünyada onlarla doymadın da, benimle mi doyacaksın? Eğer bırakırsan beni, sana öyle üç öğüt veririm ki, aklın şaşar! Birincisini elinde iken, ikincisini samanla karışık balçıktan yapılma şu damın üzerinde, üçüncüsünü de ağacın dalına konduğumda veririm. Bu üç öğütle bahtın iyileşir, rahat edersin. Ne dersin ha? Bak ilkini söylüyorum:
“Olmayacak söze; kim söylerse söylesin, inanma!’

Adamın aklı yattı kuşun bilgeliğine, gevşetiverdi parmaklarını, pırrr diye uçtu kuş, azat oldu.
Duvarın üzerine konup dedi ki:
-Geçmiş, gitmiş şeye gam yeme... Fırsatı kaçırmadın diye dövünme! Bak beni bıraktın ama, şu küçücük bedenimde on gram ağırlığında, değerine paha biçilemeyecek bir inci var idi. Sana da, oğullarına da yeterdi, artardı bile! O inci senin hakkındı! Fakat kısmetin değilmiş kaçırdın... Dünyada bir eşi bulunmayacak kadar kıymetli ve emsalsiz idi...
Adam bağırmaya, dövünmeye başladı.


Kuş dedi ki:
-Sana geçmiş, gitmiş şeye üzülme, gam yeme diye nasihat etmedim mi? Mademki, geçip gittin, neden üzülürsün? Sen; ya benim öğüdümü anlamadın yahut da sağırsın! Ben kendim on gram gelmem zaten, içimde on gramlık inci nasıl bulunabilir? 
Adam bu söz üzerine kendine geldi; 
-Haydi, dedi... O üçüncü güzel öğüdü de ver bakalım!
Kuş dedi ki:
-Allah için, o ikisini iyi tuttun da üçüncüsünü sana bedava söyleyeceğim ha!
“Uykuya dalmış, bilgisiz kişiye öğüt vermek, çorak yere tohum saçmaktır.
Aptallık ve bilgisizlik yırtığı yama kabul etmez! Ey öğütçü; ona hikmet tohumunu pek saçma!”
(Mesnevi’den)