21 Ekim 2013

Ev Alma Komşu Al


Bağdatta, büyük âlim Abu Hanife’nin ayakkabı tamircisi bir komşusu vardı. Bu adam, çok içki içiyordu. Bütün gece sarhoş olana kadar içerdi, sonra kendini kaybeder, ne söylediğini ve ne yaptığını bilmez hale gelirdi. Bir ayakkabı tamircisi iken, sarhoş olunca kendisini, savaş meydanlarının bileği bükülmez büyük savaşçısı zanneder; “Hey! Hey! Bu savaş meydanlarının kahramanı benim, bana iyi bakın” diye bağırır dururdu. Çünkü içki bütün düşünce dengesini bozardı. Sabahlara kadar bu sözleri avazı çıktığı kadar bağırır dururdu. Tabii ki bu durum, bütün mahalle halkının rahatını kaçırır, uykularını dağıtır, gecelerini zehir ederdi.

Bu durumdan en çok rahatsız olan da ayakkabı tamircisinin en yakın komşusu büyük alim İmam-ı Azam idi. O, gecenin bu sessiz saatlerini ilim öğrenmek ve bilgi edinmek gibi faydalı şeylerle geçirirdi. Ama ne var ki, yakın komşusu onu oldukça çok rahatsız etmekteydi.

Bir gün bu duruma daha fazla katlanamayan komşular, içki düşkünü ayakkabıyı bu huyundan vazgeçmesi için hapse attırmışlardı.

O gece İmam-ı Azam, ayakkabıcı komşusundan ses seda işitmeyince sebebini sordu. Hapse atıldığını söylediler. O hemen şehrin valisine koştu; komşusunun affedilmesini rica etti. Vali, Ebu Hanife’ye büyük saygı duyardı. Onun hatırına ayakkabıcı yanına getirildi. Yaptıklarından pişman olması, içkiyi bırakıp bir daha komşularına zarar vermemesi şartı ile suçunun affedilebilineceği söylendi. Ayakkabıcı hem komşusu Ebu Hanife’den, hem de validen çok utanmış elleri önünde başını eğmiş susuyordu.

Sonra Ebu Hanife ile beraber oradan ayrıldılar. Yolda Ebu Hanife “Kendini özlettin delikanlı” deyince, ayakkabı ustası gözyaşları ile büyük âlimin ellerine sarılıp kendisini affetmesini istedi. O günden sonra çok temiz, pırıl pırıl bir insan haline gelen mahallenin bu genç ayakkabıcısı kimseyi rahatsız etmedi.