6 Ekim 2013

Sevgiyi Yaşayanlar


Bir gün sormuşlar bilgelerden birine: Ey bilge insan! Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne gibi fark vardır diye.
“Bakın göstereyim.” demiş bilge.

Önce sevgiyi dillerden gönüllerine indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuş yerlerine. Derken, derviş tabaklar içinde sıcak çorbalar ve arkasından da kaşıkları getirmiş. Fakat kaşıkların boyu 1 metre imiş...

Ermiş, “Bu kaşıkların ucundan tutup öyle içeceksiniz çorbanızı.” diye bir şart koymuş.

Peki demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar öylece aç kalkmışlar sofradan.

Bunun üzerine “Şimdi” demiş ermiş; Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe. “Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmişler, onlar oturmuş sofraya bu defa. “Buyrun” deyince, her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içirmiş. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan.


“İşte” demiş ermiş; “Kim bu hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır. Ve kim kardeşlerini düşünür de doyurursa, o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. Kesinlikle şunu da unutmayın! Hayat pazarında alan değil, veren kazançtadır daima.”