14 Eylül 2013

Hiç


Devrin valisi emrindeki yöneticiler ile atinin üstünde şatafat içinde girer şehre...

Yol kenarlarında insanlar, valiyi iki büklüm, el pençe divan selamlarlar...

Bütün bu şatafatlı itaat gösterileri arasında valinin gözleri, bir sokağın kösesinde yere çökmüş olan ve etrafındaki hiçbir şey ile ilgilenmeyen bir adama takılır...

Vali, perişan kılıklı, saçı sakalına karışmış bu adamın olduğu yere atını sürer.

Atının üstünden inmeden, vakur ve sert bir ses tonu ile bağırır adama, - "Behey adam, herkes benim şehre gelişimi el pençe karşılarken sen kimsin ki yerinden bile kıpırdamıyorsun?"

Perişan kılıklı adam istifini hiç bozmadan, sakallarının ve uzun saçlarının arasından belli belirsiz gözüken gözlerini valiye çevirerek:

- "Ben hiçim" der...

Vali daha da hiddetlenir,

- "Ne demek hiç, senin bir adin, sanın unvanın yok mu bre adam" der...

- "Senin var mı? " der bu kez adam...

Vali iyice şaşırır ama cevaplar, "Gafil adam, nasıl tanımazsın, ben valiyim" der.

Adam ayni ses tonu ile sorar yine...

- "Peki, daha sonra ne olacaksın?"

- "Sadrazam olacağım." der vali...

- "Peki, daha sonra?"

- "Padişah olacağım..."

- "Peki ya daha sonra?"


Kısa bir an duraksar vali ve

- "Hiç" der...