12 Eylül 2013

Ağanın Yeri

Fotoğraf Gregory Colbert
Arkadaşlarımın birkaçı yanıma gelerek: “Fakir öğrenciler için yurt binası yapıyoruz yardım toplayalım” dedi.
Tekliflerini kabul ettim ve ertesi gün, zenginliğinden dolayı "Ağa" lakabıyla tanınan bir iş adamını aradım.
Para istediğimi anlayınca:
-Gerekeni yaparız dedi. Gel de görüşelim.
Büyük bir hevesle bürosuna gittim ve sekreterinden izin alıp odasına girdim. Bina hakkında verdiğim bilgileri dinledikten sonra, cebinden bir on bin liralık çıkarıp:
-Buyur dedi. Bizimde katkımız olsun.
Şaşırmıştım. Ama yine de işi pişkinliğe verip:
-Sondaki sıfırlar biraz az olmadı mı? Dedim. Hiç olmazsa on milyon vereceğinizi tahmin etmiştim.
Pek aldırmamış görünerek:
-Şimdilik bu kadar yetsin, dedi. Toplu konut sitesi için yer almam gerektiğinden fazla açılamıyorum.
“Ne kadar lazım?” Diye sordum.
“İki yüz dönüm kadar” dedi. Bu işi becerir ve planladığım arsaları kapatırsam, vakfınıza on milyon bağışlarım. Eğer binaya ismimi verirseniz bu miktarı daha da artırabildim.
Teklifini ister istemez kabul ettikten sonra el sıkışıp ayrıldık ve kısa bir süre sonrada inşaata başladık. Bu arada para sıkıntısı çektiğimizden ağayı bol bol hatırlıyor ve aldığı yerlerin kaç dönüme ulaştığını takip ediyorduk.
Altı ay kadar sonra yardımcısına telefon ettiğimizde:
-Ağanın yeri, çoğu göl kenarında olmak üzere yüz yirmi dönüme ulaştı, dedi. Şimdi sıra yolun bitişiğindeki ormanlık bölgeye geldi.
İnşaatın kabasını tamamladığımızda, adamı tekrar aradık.
-Ağanın yeri göl kenarında ve çam ağaçları arasında olmak üzere yüz elli dönüme çıktı, dedi. Birkaç ay sonra iş tamamlanır.
On milyona kavuşmak ümidiyle adama bir daha telefon ettiğimizde:
-Ağanın yeri bir servi ağacı altında olmak üzere 2 metreye indi dedi. Geçen hafta öldü, duymadınız mı?