20 Ağustos 2013

Şans; Fırsatları Görebilmektir


Bir vadide yasayan yaşlı bir rahip varmış. Kırk yıl boyunca kendi bölgesinde yasayan insanlarla ilgilenmiş. Vaftizlerini ve cenazelerini yönetmiş genç çiftleri evlendirmiş hasta ve yalnız olanları teselli etmiş bütün bu süre boyunca iyi mübarek bir insan örneğiymiş.

Derken bir gün yağmur yağmaya başlamış; öylesine yağmış. Yirmi günlük dinmek bilmez bir sağanaktan sonra su o kadar yükselmiş ki yaşlı rahip kilisenin çatısına çıkmak zorunda kalmış. Orada titreyerek otururken kayıkla bir adam yanaşmış ve efendim demiş çabuk kayığa gelin. Sizi karaya çıkartacağım.

Rahip adama bakmış ve “Kırk yıldır Allah’ın benden beklediği her şeyi fazlasıyla yaptım” demiş. “Vaftizleri cenazeleri yönettim hasta ve yalnızları teselli ettim yılda yalnızca bir hafta tatil yaptım. O bir haftalık tatilde ne yaptığımı biliyor musun? Bir yetimhaneye gidip temizlikçiler yardım ediyordum. Allah'a hizmet ettiğim için ona inancım büyük. Bu yüzden sen kayığınla gidebilirsin, ben kalacağım. Allah’ım beni korur.” Kayıktaki adam oradan ayrılır.

İki gün daha geçmiş ve yağmur suları öyle bir düzeye çıkmış ki sular etrafında girdap gibi dönerken yaşlı çan kulesinin en tepesinde asili duruyormuş. Derken bir helikopter gelmiş ve pilot ona seslenmiş “Efendim çabuk olun aşağıya bir vinç gönderiyoruz. Kemeri belinize takın sizi kurtaracağız. Yaşlı rahip bunu “Hayır” diye cevaplamış ve yine hayatının gidişi ve Allaha inancı ile ilgili bir konuşma yapmış. Böylece helikopter de gitmiş. Birkaç saat geçmeden rahip sulara kapılıp boğulmuş. İyi bir adam olduğu için doğruca cennete gitmiş.

Kaderine köpürerek çok kötü bir ruh hali içinde oraya varmış. Cennette kızgın bir sekle ıslak ayaklarıyla yürürken birden bir meleğe rastlamış. Melek hayretler içinde ona bakıp “Rahip Macdonald bu ne sürpriz” demiş. Bunun üzerine rahip ona dik dik bakıp “Sürprizmiş” demiş.

Kırk yıl  boyunca Allah'ın benden istediği  her şeyi fazlasıyla yaptım; ama o  en çok ihtiyaç duyduğum bir zamanda beni boğulmaya terk etti. Bu kez hayretler içerisine bakma sırası meleklerdeymiş:


“Boğuldun mu? Buna inanmıyorum. Sana bir kayık ve bir helikopter gönderdiğimize eminim.”