4 Aralık 2013

Çizim Örnekleri

Beynimiz gerçekten çok gizemli ve garip işleyen bir mekanizmaya sahip.
Bu mekanizmanın beni en cezbeden yönü ise görsel zeka kısmı...
Görsel zeka diğer zeka türlerine göre daha hızlı gelişebilen bir zeka türüdür.
Özellikle hayal kuranlarda veya görsel objelerle çalışanlarda bu zeka türü git gide kendini güçlendiriyor.
“Peki, ama bu zeka türünü normal zamanlarda nasıl geliştirebiliriz?” diye düşünüyorsanız “Çok basit, çizim denemeleriyle...”

Çizimde öncelik kopya değil, tamamıyla görsel hafızanızda kalanları kağıda aktarmaktır. 
Kağıda aktardıkça eksik kalan kısımları tespit etmeniz kolaylaşır.
Zamanla çizdiğiniz şeylere daha gerçekçi yaklaşabilirsiniz.

Başlayalım mı?

1. Adım;
Öncelikle sevdiğiniz bir şeyi taslak olarak ele almanız, çizimi sevmenizi sağlayacaktır.
Mükemmel bir çizime de gerek yok.
Gayet basit hamlelerle vermek istediğiniz duyguyu verebilirsiniz. 
Ama bu zaman da alabilecek bir uğraş. 

2. Adım;
+ Resmimizi seçtik
Renkli çizimler, sade çizgilerle başlaya bilirsiniz. 
Bir etüt çalışması için, küçük bir kız çizip, onun farklı konumlarda ele alabilirsiniz.

3. Adım
+ Resim Seçildi
+ Etüt Çalışmaları Yapıldı
El, kaleme hakim mi olmalı?
Elimizi bilekten değil, dirsekten çevirmemiz gerekir.
Yüzerken bacaklarımızı kalçadan oynatmamız gibi, tüm dirsek sonrası kolu kullanmamızı sağlayacaktır.
Ayrıca dirsekten hareket etmeniz, kağıda hakimiyetiniz ve kolunuzun daha uzun süre yorulmamasını sağlayacaktır.
Kalemi tutarken, serçe parmağımız ve avcumuzun alt kısmı kağıda denk gelir. 
Eğer kullandığınız kağıt ince ise elinizin alt kısmı sürtündükçe kağıdınız eskiyebilir.
Aynı şekilde renklerde birbirine karışır.
Genellikle dirseğinizi serbest bırakarak çalışırsanız, 
eliniz bir süre sonra kağıt üzerinde rahatça dans edecektir ;)


Dirsek nerede durmalı?
Dirsek ilk çalışmalarda kağıt dışı bir noktada sabit dursa da zamanla hareket kazanmalıdır.
Elinizi dirsek veya bilekle sınırlandırmamalısınız. 

Kağıtla durumumuz nasıl olmalı?
Kağıt masa üzerinde değilde, düz bir zeminle birlikte görebileceğiniz bir eğimle durursa çizimi daha rahat yapabilisiniz.
Ayrıca kağıdınızın altına sunta veya tahta kestirmeniz ucuz ve kolay bir yöntemdir. :)


Lilo ve Stich'i çok severim.
Stich'in basit bir çizimi... :) 
Denemek isterseniz iki yuvarlağı üst üst koyarak başlamalı ve sonrasında ayrıntıları şekillendirmelisiniz.


4. Adım
+ Resim Seçildi
+ Etüt Çalışmaları Yapıldı
+ El ve Dirsek Kullanımına Dair Alıştırmalar Yapıldı
Çizgilerin Gücü
Boya kalemi, kurşun kalem, mürekkepli kalem veya tükenmez. 
Hangi kalemi kullanırsanız kullanın, dokunuşlarınızda nasıl izler çıkarttığını inceleyiniz.
Oranlar ve Taslaklar
Örneğin çizeceğiniz bir göz ise onu ilk zamanlar için koordinat sistemindeki gibi küçük kareler oluşturacak eksenler içinde tasvir edin.
Kendinize belirlediğiniz taslak üzerinden ilkten büyük olan alanları taslak olarak, yumuşak dokunuşlarla çiziniz.
Oranlarınızı da kareler ve arasındaki uzaklıklar olarak ele aldığınızda, gerçek oranlarla eşdeğer görüntüler yakalayabilirsiniz.


Bir Kaç Çizim Önerisi;
Eksenler çizilecek olan modele göre oval, yuvarlak, düz olabilir.
Otomobilde gördüğünüz gibi perspektife bağlı oval çizgiler kullanılmıştır.

Sanatsal çalışmalarda el çizimi zordur.
Ancak bir resmi veya objeyi çizmeden önce onu olabildiğince basite indirmek,
ardından da ayrıntılarıyla ilgilenmek daha kaliteli sonuçlar verecektir.

Aslında çizimlerde önemli bir ayrıntı gölgelendirmedir.
Ancak öncelikle çizilecek olan taban, taslak veya ön çalışma devamında yapılacak olan dokunuşlarla daha da güzelleşir.
Öncelikle güzelleşmesi gereken çizgilerin formudur. 
Daha sonraki aşamalarda ise gölgelendirme, renklendirme gibi unsurlarla çizimlerinize kalite katarsınız.




Kara Kalem Etütleri İçin Bir Kaç Öneri;

Renkli Etütler İçin Bir Kaç Öneri;








Perspektif Etütleri İçin Bir Kaç Öneri;
 







28 Kasım 2013

Kraldan Önemli




Çok eski yıllarda İngiltere'de bir gelenek varmış.
Sıradan bir vatandaş öldüğünde kilisenin çanı bir kez çalınıp herkese duyurulurmuş. Bir asil öldüğünde iki kez, kralın bir yakını öldüğünde üç kez, kral öldüğü takdirde ise dört kez çalınırmış.
Günün birinde, herkesin hak aramak için sığındığı mahkeme, bir vatandaşı haksız yere mahkûm etmiş...

Ve kilisenin çanı tam beş kez çalmış.

Ahali merak içinde papaza sormuş:
"Ey papaz efendi, kraldan daha önemli biri var mı ki o ölünce çan beş kaz çalınsın..."

Papaz yanıt vermiş:

"Kraldan daha olan adalet öldü"...

7 Kasım 2013

Bilge ve Köpekleri

Yaşlı adam kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki köpeği izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve on iki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı.
Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri köpekti bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için biri yeterli gözükürken niye ötekinin de olduğunu, hem niye renklerinin illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık. O merakla sordu dedesine.
Yaşlı adam, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı. “Onlar” dedi, “Benim için iki simgedir evlat.”
“Neyin sevgisi” diye sordu çocuk.
“İyilik ile kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları.”
Çocuk sözün burasında, mücadele varsa, kazananı da olmalı, diye düşündü ve her çocuğa has bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:
“Peki sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?”
Bilge adam, derin bir gülümsemeyle baktı torununa:
“Ben hangisini daha iyi beslersem o!”

6 Kasım 2013

Gül Yaprağı Gemiler



Günlerden bir gün devrin önderlerinden Karamanlı Hacı Mehmet, Gelibolu Külliyesine oğlunu götürür ve buradaki pek kıymetli hocalardan ders almasını ister. Ancak Gelibolu’da o dönem eğitim veren İshak hoca, öğrenci kabul edemeyeceğini söyleyemez. Bu durumu daha iyi ifade etmek için incelikle düşünür ve ağzına kadar suyla dolu bir bardağı gelen öğrencinin önüne koyar.

Öğrenci suya biraz baktıktan sonra müsaade ister ve dışarı çıkar. Karamanlı Hacı Mehmet,  İshak Hocanın söylemek istediğini anlamış bir şekilde ayağa kalkar. Çocuğu ise dışarıdan elinde bir gül yaprağıyla gelir. Gül yaprağını suyun üstüne koyar, su ne taşmıştır, ne de çok dolu oluşundan bir şey kaybetmiştir. İshak Hoca konulan bu gül karşısında ince fikirli bu öğrenciyi yetiştirmeyi kabul eder.

Piri Reis o günlerde gül yaprağı gemilerini, suya indirdiğinde zeki ve hassas bir dengeye sahip naif fikirleriyle suya hükümdar olacağını göstermiştir.

5 Kasım 2013

Anka Kuşunun Hikayesi


Rivayet odur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi Ağacı'nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş…

Kuşlar Simurg'a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg'u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.

Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg'un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg'un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg'un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.

Ancak Simurg'un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı'nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş. Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuş.

Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp,

Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş(oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış),

Kartal yükseklerdeki krallığını bırakamamış,

Baykuş yıkıntılarını özlemiş,

Balıkçıl kuşu bataklığını…

Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.

Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi "şaşkınlık" ve sonuncusu Yedinci Vadi "yok oluş" da bütün kuşlar umutlarını yitirmiş... Kaf Dağı'na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.

Simurg'un yuvasını bulunmak için çıktıkları bu yolculuk sonunda Kaf Dağına yuva yapmışlar;

"SİMURG ANKA - Otuz Kuş" demekmiş. Onların her biri ‘Simurg’ olmuş...

4 Kasım 2013

Göl Olmak


Mevlana'nın her şeyden şikayet eden bir öğrencisi varmış.

Bir gün öğrencisine “Bir avuç tuzu ve bir bardak suyu al gel” der.

Öğrencisinin getirdiği bir bardak suya bir avuç tuzu döker ve içmesini ister. Mevlana'nın verdiği suyu içen öğrenci yüzünü ekşitir ve suyun tadının acı olduğunu söyler.

Sonra Mevlana öğrencisini alır ve bir gölün kenarına götürür.

Bir avuç tuzu bu seferde göle serper… Gölden bir bardak suyu alır öğrencisine sunar ve “Şimdi tadı nasıl?” diye sorunca...

Öğrencisi “Ferahlatıcı” diye cevap verir.

Bunun üzerine Mevlana: “Yaşamdaki ıstıraplar tuz gibidir; ne azdır ne de çok. Istırabın miktarı hep aynıdır. Ancak bu ıstırabın acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya bak."

3 Kasım 2013

Gandhi


Söylediklerinize dikkat edin düşüncelere dönüşür,

Düşüncelerinize dikkat edin duygularınıza dönüşür,

Duygularınıza dikkat edin davranışlarınıza dönüşür,

Davranışlarınıza dikkat edin alışkanlıklarınıza dönüşür,

Alışkanlıklarınıza dikkat edin değerlerinize dönüşür,

Değerlerinize dikkat edin karakterinize dönüşür,


Karakterinize dikkat edin kaderinize dönüşür…    


Gandhi

2 Kasım 2013

En Gerideki Adam



O sabah acelem yoktu. Tramvaydan indim, yavaş adımlarla etrafı izleyerek yürümeye başladım.  Bu sayede gözümün önünde yürüyen ve benimle birlikte tramvaydan inen üç kişi takıldı. En öndeki sanki biri arkasından biri kovalıyormuş gibi hızlı adımlarla yürüyordu. Arkasında gideni bir hayli geride bırakmıştı.

Kendi kendime: “Bu adam hayatta mutlaka başarılı olur.” diye düşündüm.

Onun arkasında giden, sakin adımlarla ilerliyordu. “Belki bu adamda hayatta bir şeyleri başarabilir.” diye mırıldandım.

En arkadan giden ise sanki nereye gideceğini bilmiyormuş gibi sallana sallana ve etrafı seyrederek yürüyordu. Onun içinse: “İşte” dedim, “Hayatta hiçbir işe yaramayacak serseri!”

Derken aklıma bir şey geldi. Ben bu adamların her üçünün de gerisindeydim. Evet, başkalarının haliyle uğraşan kendi halini göremez. Başkalarının kusurunu araştırmak, insanın kendi kusurlarını görmekten alıkoyan çok çirkin bir hastalıktır.